Ana içeriğe atla

Öne Çıkan Yayın

Tarçın – Bal Maskesi Nasıl Yapılır ? Faydaları Nelerdir ?

Günlük kullanıma uygun  bal ve tarçın  maskesinin hazırlaması ve uygulaması çok basit ve sonucu ise muhteşemdir. Mutfağınızda kullandığınız malzemelerden doğal ve etkili bir güzellik maskesi yapabilirsiniz. Tarçın ve bal  ... DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Kadınların Hayatını Kâbusa Çeviren sorunlar

Kariyer uğruna ertelenen evlilikler, anne olma isteğinin ileri yaşlara kayması, hormon düzensizlikleri ve erken menopoz oranının artması kadınların birçok jinekolojik sorunu yaşamasına neden oluyor.


Peki kadınların en sık yaşadığı jinekolojik sorunlar neler? Bu sorunun yanıtını, Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Şule Selvi’den aldık.


Son yıllarda jinekolojik hastalıkların görülme oranlarında büyük bir artış yaşanıyor. Bu jinekolojik sorunların büyük bir kısmını gebe kalamama ve jinekolojik kanserler oluşturuyor. Vajinal enfeksiyonlar ve adet düzenleriyle ilgili sorunlar da sık rastlanan kadın hastalıkları arasında yer alıyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Şule Selvi, kadınlarda en sık rastlanan jinekolojik sorunlar hakkında bilgi veriyor.


Eğitim ve Çalışma Hayatı Kadın Hastalıklarını da Değiştirdi



İletişim çağında bilgilenme, bilinçlenme ve doğru yönlenmenin de etkisiyle, kadınlar artık sorunlarını çok daha rahat paylaşıyor. Kadınların eğitim ve çalışma hayatına daha fazla katılması gebelik ve doğum oranlarında düşüşe, jinekolojik problemlerde ise artışa neden oldu. Ortak tuvalet kullanımı ve korunmasız cinsel hayat, enfeksiyonların yayılım hızını artırırken, yaşam süresinin uzaması da menopoz sonrası dönemdeki sıkıntıların ve jinekolojik kanser sayılarının yükselmesine neden oluyor. Yaşanılan bölge ve mevsimsel farklılıklar nedeniyle değişim gösterse de en sık görülen jinekolojik sorunlar şu şekilde sıralanıyor.


1. Vajinal enfeksiyonlar:

Bu enfeksiyonlar genellikle akıntı şikayetiyle kendini gösteriyor. Ancak zaman zaman mevcut doğal akıntıdan farklı olarak renk değişikliği, koku, yanma, kaşıntı, ilişki sırasında ağrı ve hatta kanama ile seyredebiliyor. Tedavinin ilk basamağını genital hijyenin doğru bir şekilde yapılması oluşturuyor. Pamuklu iç çamaşırı giymek, genital asitliği ayarlanmış hijyen ürünleriyle temizlik yapmak, gereksiz günlük ped kullanmamak çoğu zaman tedavi edici ve önleyici olabiliyor. Hijyen kurallarına uyarak enfeksiyonun önüne geçmek mümkün olamıyorsa tedavi antibiyotiklerle sağlanıyor.


2. Adet düzensizliği:

Her kadının adet döneminin kendine has özellikleri vardır. Kimileri bu dönemi çok şiddetli ağrı ve kanamalarla geçiriyor. Kimileri içinse durum tam tersi… Kanama ister az, ister çok isterse de aralıklı olsun bu durum çoğu zaman hormonal düzensizliğin etkisiyle birçok önemli hastalığın belirtisi olabiliyor. Bu hastaların öncelikle muayene ve ultrasonla değerlendirip altta yatan bir hastalığın olup olmadığının ortaya çıkartılması ve varsa sebebe yönelik tedavi uygulanması gerekiyor. İlaç ya da ameliyat gerektiren bir durum yoksa bazen tedaviye bile ihtiyaç duyulmayabiliyor. Kısa dönemli basit hormonal düzenleyiciler uygulanabiliyor. Adet kanaması normalleri ve anormallikleri konusunda bilinçlendirme ve kişiye özel durumları değerlendirmek çok önemlidir.

3. Gebe kalamama:

Bebek sahibi olmak isteyen çiftler çoğu zaman sabırsız olabiliyor. İlk denemelerinden sonra hamile kalamayan kadınlar hemen “acaba kısır mıyım?” gibi bir endişeye kapılıyor. Ancak kısırlık tanısının konulabilmesi için 1 yıl süreyle düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik olmaması gerekiyor. Kısırlık, kadınlar kadar erkekleri de ilgilendiren bir sorun. Polikistik over sendromu, endometriosis(çikolata kisti) ve ileri yaş kadınlarda kısırlığa neden olan en önemli nedenler arasında yer alıyor. Ancak kadınların yaklaşık üçte birinde kısırlığın sebebi bulunamıyor. Kısırlık şüphesi olan çiftlerin değerlendirilmesine öncelikle erkekten başlanıyor. İlk olarak sperm testi yapılıyor, ardından ise kadınlarda yumurtlama sorunu ve tüplerde tıkanıklık olup olmadığı değerlendiriliyor. Çıkan sonuçlar doğrultusunda uygun tedavi uygulanıyor. Gerekli durumlarda ise çiftler yardımcı üreme tekniklerine yönlendiriliyor.


4. Pelvik kist ve kitleler:

Sıklıkla adet düzensizliği ve ağrı şikayeti ile başvuran hastalarda yapılan muayenede yumurtalık kist, kitleleri veya rahimde miyom adı verilen kitleler görünüyor. Kist veya kitleler değerlendirilirken hastanın şikayet derecesi, yaşı, gebelik beklentisi de mutlaka göz önünde bulunduruluyor. Bu hastalara bazen ilaç tedavisi veya cerrahi müdahale gerekebiliyor. Bazen ise takip dışında herhangi bir tedaviye ihtiyaç duyulmuyor. Hastaların tedavisinde en önemli kriter kist veya kitlenin iyi yada kötü huylu olup olmadığının tespitinden geçiyor. Bu sorunlarda artış yaşanmasının en önemli sebebi ise teşhis olanaklarının eskiye oranla çok daha etkili olması.


5. Şiddetli adet sancısı:

Bazı kadınlar için adet dönemleri dayanılmaz ağrıların yaşandığı günler olarak geçiyor. Yaşam kalitesini inanılmaz derecede düşüren bu ağrılara zaman zaman acil müdahale bile gerekebiliyor. Çoğu zaman bu ağrıların altında yatan sebep tam olarak ortaya çıkartılamıyor. Ancak şiddetli adet sancısı yaşayanların mutlaka doktora görünmeleri gerekiyor. Altta yatan başka bir neden yoksa tedavi genellikle şikayete yönelik gerçekleşiyor. En sık rastlanan sebep kronik enfeksiyonlar ve endometriozis sorunu. Ağrı kesici, ödem çözücü, gerekirse psikolojik destek sağlanması gibi kişiye özel uygulamalar yapılması gerekebiliyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yunan diyeti ile nasıl kilo verilir?

Ekmek, zeytinyağı ve şarapla kilo verdiren Yunan diyeti, son günlerin en popüler diyeti! Akdeniz diyetinden ayrılan özellikleriyle Yunan diyeti ünlülerin de tercihi. Yunan diyetinin nasıl yapıldığını "The Greek Diet" kitabının yazarları Maria Loi ve Sarah Toland anlatıyor. Yunan halkı Aristo ve Platon’dan beri üç ana besini; ekmek, zeytinyağı ve şarabı içeren geleneksel ve antik bir diyetle sağlıklı ve ince kalmayı başarıyor. Son günlerde popüler olan Yunan diyeti ile ilgili merak edilenleri ve nasıl işe yaradığını  The Greek Diet  kitabının yazarları Maria Loi ve Sarah Toland anlatıyor.  Yunan diyeti ile Akdeniz diyeti aynı şeyler mi?  Aslında geleneksel Yunan diyetinin, bildiğimiz Akdeniz diyetinin temeli olduğunu söyleyebiliriz. Beslenme yaklaşımlarıyla ilgili yapılan araştırmalar, bu diyetin aynı zamanda obezite, kanser, kalp ve diğer ana hastalık risklerini de azalttığını gösteriyor.  1940’larda, beslenme bilimcisi Ancel Keys, “Yedi Ülke Çalışmas...

Alkol ve Sigara Kanser Riskini Ne Kadar Etkiliyor ?

Yapılan araştırmalar sonucunda alkol ve sigaranın kanser riskini artırdığı defalarca ortaya çıktı. Alkolün bir kadehi bile kansere yakalanma riskinizi artırıyor. Bu tehlikeden kaçınmak için alkol ve sigaradan uzak durun. Uzmanlar, alkol kullanan ve sıklıkla sigara içen orta-ileri yaş erkeklerde görülen gırtlak kanserinin; ses kısıklığı, yutmada güçlük ile nefes darlığı gibi yakınmalarla kendini gösterebileceğini belirtti. Bu belirtilerden herhangi biri ortaya çıktığında vakit kaybetmeden mutlaka doktora başvurulmalı diyen uzmanlar, böylece hastalığın erken teşhis edilmesini sağlayarak tedavi şansının artırılabileceğini vurguladı. Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Köybaşıoğlu, ses kısıklığı ve gırtlak kanseri ilişkisi hakkında bilgi verdi. Sigara ve alkolün kanser riskini 10 kat artırdığını söyleyen Prof. Köybaşıoğlu, "Kanser oluşumunda bilinen en önemli etken sigaradır. Sigara kullananlarda kansere yakalanma riski, içmeyenlere göre 4-5 kat ...

Yemeğin yanında ekmek tercih edenler daha kolay kilo veriyor !

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, yemeğin yanında börek, pilav, makarna yerine ekmek tercih edenlerin daha kolay kilo verdiklerini söyledi.  Diyet yapan kişiler genellikle ekmek yemekten çekiniyor. Ancak  İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya’ya göre, son yıllarda yapılan birçok araştırma bu bilginin yanlış olduğunu gösteriyor. Ekmeği tamamen kesmenin en büyük diyet hatası olduğunu belirten Dr. Kaya,”Yemeğin yanında pilav, makarna, börek yerine ekmek tercih edenler daha iyi ve daha nitelikli kilo kaybı sağlıyor” diyor. Kilo kontrolü için beyaz ekmek yerine tam tahıllı, ruşeymli veya çavdarlı esmer ekmeklerin tercih edilmesini öneren Dr. Kaya, esmer ekmeğin yararları konusunda şunları söylüyor: Zayıflamaya çok yardımcıdır . Çiğnemesi beyaz ekmeğe göre daha zordur, çiğneme duygusunu tatmin edeceği için daha az yemeye neden olur. Esmer ekmek çiğneme sürecinde de leptin hormonu görevini tam yapar. Nöropeptid Y düzeyini azaltır. Bu yolla da iştahı baskılar. Posa bakım...