Ana içeriğe atla

Öne Çıkan Yayın

Tarçın – Bal Maskesi Nasıl Yapılır ? Faydaları Nelerdir ?

Günlük kullanıma uygun  bal ve tarçın  maskesinin hazırlaması ve uygulaması çok basit ve sonucu ise muhteşemdir. Mutfağınızda kullandığınız malzemelerden doğal ve etkili bir güzellik maskesi yapabilirsiniz. Tarçın ve bal  ... DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

İstanbul Sözleşmesi Nedir?

Avrupa Konseyi tarafından 2011 yılında hazırlanan ve bu sözleşmeye ilk imzayı atan ülkenin Türkiye olması nedeniyle sözleşmenin adı İstanbul sözleşmesi olarak belirlenmiştir. 2014 yılına gelindiğinde İstanbul Sözleşmesini imzalayan ülke sayısı 10'a yükselmiştir.

Sözleşmenin yürürlüğe girmesi için 10 ülkenin imzası gerekiyordu ve bu sayı 2014 yılı Ağustos ayında tamamlanabildi. 2014 Ağustos ayı itibari ile İstanbul Sözleşmesi hükümleri kanun maddeleri ile yürürlüğe girdi.

İstanbul Sözleşmesi nedir?

İstanbul Sözleşmesi kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için uluslararası bir etkinliğin ismidir.

İstanbul Sözleşmesinin Maddeleri Nelerdir?

  • Kadına yönelik şiddetin, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinden kaynaklanan tarihsel bir olgu olduğu ve bu güç ilişkisinin erkekler tarafından kadınlar üzerinde baskı kurulmasına ve kadınlara yönelik ayrımcılık yapılmasına yol açtığı ve kadınların ilerlemelerini engellediği,
  • Kadınlara yönelik aile içi şiddet, cinsel istismar, tecavüz, zorla evlendirme, sözde “namus” cinayetleri ve bir insan hakları ihlali olan şiddetin kadın erkek eşitliğini sağlamanın önündeki en büyük engel olduğu,
  • Çocukların aile içindeki şiddete tanık olmak da dâhil aile içi şiddet mağduru oldukları
  • Kadınları her türlü şiddetten korumak, kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak,
  • Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınların güçlendirilmesi yolu dâhil kadın ve erkek arasındaki temel eşitliği teşvik etmek,
  • Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının korunması ve bu mağdurlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politikalar ve tedbirler geliştirmek,
  • Kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik etmek,
  • Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak üzere bütüncül bir yaklaşım benimsemek amacıyla etkili işbirliğini sağlamak için kuruluşlara ve kolluk kuvvetlerine destek ve yardım sağlamaktır.
İstanbul Sözleşmesini İmzalayan Ülkeler Hangileridir?
  1. Türkiye
  2. Arnavutluk
  3. Avusturya
  4. Bosna-Hersek
  5. Danimarka
  6. İtalya
  7. Karadağ
  8. Portekiz
  9. Sırbistan
  10. Andora
Sözleşmenin detayları ise şöyledir;

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi

Tüm dünyada artış gösteren kadına karşı şiddet olaylarını önlemeye yönelik çalışmalara uluslararası kuruluşlar her zaman büyük önem vermiştir. Bu konularda Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi bünyesinde ciddi çalışmaların yapıldığı, uluslararası hukukta değeri olan tavsiye kararları ve deklarasyonların yayınlandığı bilinmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 30 Nisan 2002 tarihli “Kadınların Şiddete Karşı Korunmasına” ilişkin tavsiye kararı, 7 Nisan 2011 tarihinde genişletilerek ve güncelleştirilerek bir sözleşme haline getirilmiştir.
Türkiye'nin başkanlığını yaptığı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni 7 Nisan 2011 tarihinde Strazburg’da onaylamıştır. Müzakereleri yaklaşık üç yıl süren ve bu konuda Avrupa'daki en önemli hukuki düzenleme olarak kabul edilen Sözleşmenin en güçlü destekçilerinden biri Türkiye olmuş ve yazım sürecine de aktif katkı sağlamıştır.
Avrupa Konseyi Dönem Başkanlığımız sırasında İstanbul’da imzaya açılan sözleşme, “İstanbul Sözleşmesi” olarak da anılmaktadır. Türkiye, 11 Mayıs 2011 tarihinde Sözleşme imzaya açıldığında ilk imzayı atmış, 24 Kasım 2011 tarihinde parlamentosunda diğer ülkelerden önce onaylamış ve onay sürecini sonuçlandıran Bakanlar Kurulu Kararının, 8 Mart 2012 tarihinde, Dünya Kadınlar Gününde, Resmi Gazete’de yayınlanmasını takiben, 14 Mart 2012 tarihinde onay belgesini Avrupa Konseyi Sekreteryasına ileten ilk ülke olmuştur.
Sözleşmenin kadına yönelik şiddetin nedenlerine ve yol açtığı olumsuzluklara değinilen Giriş bölümünde taraf devletlerin;
Kadına yönelik şiddetin, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinden kaynaklanan tarihsel bir olgu olduğu ve bu güç ilişkisinin erkekler tarafından kadınlar üzerinde baskı kurulmasına ve kadınlara yönelik ayrımcılık yapılmasına yol açtığı ve kadınların ilerlemelerini engellediği,
Kadınlara yönelik aile içi şiddet, cinsel istismar, tecavüz, zorla evlendirme, sözde “namus” cinayetleri ve bir insan hakları ihlali olan şiddetin kadın erkek eşitliğini sağlamanın önündeki en büyük engel olduğu,
Çocukların aile içindeki şiddete tanık olmak da dâhil aile içi şiddet mağduru oldukları
hususlarında anlaştıkları belirtilmiş ve kadın ve erkek arasında yasal ve fiili eşitliğin gerçekleşmesinin kadına yönelik şiddeti önlemede önemli bir unsur olduğu vurgulanmıştır.
Sözleşmenin, kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete son verilmiş bir Avrupa yaratmak amacıyla düzenlendiğine önemle dikkat çekilmiştir. Sözleşmede kadına karşı şiddetle mücadelede kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmak üzere önleme (prevention), koruma (protection), kovuşturma (prosecution) ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma politikaları (policy) konularına yer verilmiştir.
Türkiye'nin hazırlığına öncülük ettiği ve parlamentosundan ilk olarak Türkiye'nin geçirdiği Sözleşmenin amacı:
Kadınları her türlü şiddetten korumak, kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak,
Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınların güçlendirilmesi yolu dâhil kadın ve erkek arasındaki temel eşitliği teşvik etmek,
Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının korunması ve bu mağdurlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politikalar ve tedbirler geliştirmek,
Kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik etmek,
Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak üzere bütüncül bir yaklaşım benimsemek amacıyla etkili işbirliğini sağlamak için kuruluşlara ve kolluk kuvvetlerine destek ve yardım sağlamaktır.
İstanbul Sözleşmesi, uluslararası hukukta kadına yönelik ve aile içi şiddet konusunda yaptırım gücü olan ilk sözleşme olma özelliğini taşımaktadır. Kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet, kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet kavramlarının tanımlandığı sözleşmede şiddet, yalnızca fiziksel değil, cinsel, ekonomik, psikolojik ve ekonomik boyutlarını da içerecek şekilde tanımlamakta; sözleşmede 'kadın' sözcüğünün 18 yaşın altındaki kız çocuklarını da kapsadığı belirtilmektedir.
Sözleşmede “toplumsal cinsiyet” toplum tarafından kadın ve erkeğe yüklenen ve sosyal olarak kurgulanan roller, davranışlar ve eylemler anlamına geldiği ve “kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddetin” doğrudan kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulandığı veya orantısız bir şekilde kadınları etkilediği şiddet olduğu belirtilmiştir.
Sözleşmenin en önemli yanı ise beraberinde getirdiği “denetim mekanizmasıdır” (md. 66. monitoring mechanism). Buna göre, Taraf Devletlerce Sözleşmenin etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak üzere, “Kadına Yönelik ve Aile İçi Şiddete Karşı Mücadelede Uzmanlar Grubu” (GREVIO) adı altında Avrupa Konseyi bünyesinde bir denetim mekanizması oluşturulması öngörülmektedir. Avrupa devletlerinden insan hakları, kadın hakları ve kadına yönelik şiddetle mücadele uzmanı 10 ila 15 uzmandan oluşacak bu grup, sözleşmenin yürürlüğe girmesinin ardından taraf devletler hakkında düzenli denetim raporları hazırlayacak, raporlarda üye devletlere kadına yönelik ve aile içi şiddetle mücadelede önerilerde bulunulacak, bu önerilerin ne derece yerine getirildiği takip edilecek, bu raporlarla bir yandan Avrupa genelinde kadın-erkek eşitliği ve kadına yönelik şiddetle mücadelede ortak normlar yaratılmasına, bir yandan da taraf devletlerde bu alanlarda ilerleme sağlanmasına ortam yaratılacaktır.
Sözleşme ile mağdurlara, özellikle de kadınlara ve çocuklarına güvenli konaklama sağlayan, kolayca ulaşılabilir sığınaklar hazırlanması için gerekli tedbirler alınabilecek, şiddete uğrayanlara danışmanlık hizmeti vermek için ülke çapında 24 saat kesintisiz, ücretsiz telefon destek hattı kurulacak, mağdurlara yönelik tıbbi ve adli muayene, travma desteği ve danışmanlık sağlamak üzere, tecavüz, kriz veya cinsel şiddet yönlendirme merkezleri kurulacak, şiddet eylemlerinin gerçekleşmesine tanık olanların yetkili makamlara ihbarı teşvik edilecek, şiddet mağdurlarına yeterli hukuksal başvuru yolları sağlanacak, şiddete uğrayanlar için tazminat ödenmesi sağlanacak, şiddet faillerinin daha fazla şiddet eyleminde bulunmalarını engellemek üzere failleri eğitmeyi hedefleyen programlar oluşturulacaktır.
Sözleşme ile devletlere, Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar uygulama yükümlülükleri ve gereken özeni gösterme, farkındalığı arttırma, sığınakların açılması hakkında yasal ve uygulamaya yönelik yaptırımlar getirme, veri toplama, sivil toplumun bu alandaki çalışmalarını destekleme, önleyici müdahale ve tedavi programları yapma, özel sektör ve medyanın katılımını sağlama, sorumluluğu verilmiştir.
Sözleşmede, taraf devletlerin kadın-erkek eşitliği ve kadına yönelik şiddet konularını eğitimin her düzeyinde müfredata eklemeleri de öngörülmektedir.
Avrupa Konseyi üyesi olmayan ülkelere de açık olan bu sözleşmeye taraf ülkeler, uygulama aşamasında şiddete maruz kalan kadınlar için 24 saat hizmet görecek çağrı merkezleri ve sığınma evleri kuracak aynı zamanda, mağdurlara tıp, adli tıp hizmetleriyle psikolojik ve hukuki destek sağlamakla yükümlü olacaktır. Sözleşmede kadınların şiddete maruz kalmadan ve şiddet mağduru olduktan sonra korunması için yapılması gerekenler ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Sözleşme metni ile birlikte kabul edilen 'açıklayıcı kitapçık' (Explanatory Report) Sözleşmeyi yazan Komite tarafından hazırlanmış ve Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulunca da kabul edilmiştir. Bu belge, Sözleşmenin içeriğini madde madde ve ayrıntılı olarak açıklamakta ve her maddenin nasıl uygulanması gerektiği hakkında bilgi vermektedir. Belgede, Sözleşme hükümlerinin nasıl yorumlanması ve uygulamada nelerin yapılması gerektiği hususunda örnekler verilmektedir. Bu açıklayıcı metin, devletler açısından Sözleşme gibi hukuken bağlayıcı değilse de, özellikle uygulayıcılar için aydınlatıcı ve yol göstericidir.

Kaynaklar ;

  1. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26922122.asp
  2. http://www.istanbulcahvio.com/tr/istanbul-sozlesmesi-hakkinda/ 
  3. http://www.ensonhaber.com/kadina-siddete-karsi-istanbul-sozlesmesi-yururlukte-2014-08-01.html
  4. http://www.diken.com.tr/vitrin/tayt-ve-kahkaha-bir-yana-kadina-karsi-siddeti-onleme-amacli-istanbul-sozlesmesi-yururluge-giriyor/
  5. http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2012-99-1169

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yunan diyeti ile nasıl kilo verilir?

Ekmek, zeytinyağı ve şarapla kilo verdiren Yunan diyeti, son günlerin en popüler diyeti! Akdeniz diyetinden ayrılan özellikleriyle Yunan diyeti ünlülerin de tercihi. Yunan diyetinin nasıl yapıldığını "The Greek Diet" kitabının yazarları Maria Loi ve Sarah Toland anlatıyor. Yunan halkı Aristo ve Platon’dan beri üç ana besini; ekmek, zeytinyağı ve şarabı içeren geleneksel ve antik bir diyetle sağlıklı ve ince kalmayı başarıyor. Son günlerde popüler olan Yunan diyeti ile ilgili merak edilenleri ve nasıl işe yaradığını  The Greek Diet  kitabının yazarları Maria Loi ve Sarah Toland anlatıyor.  Yunan diyeti ile Akdeniz diyeti aynı şeyler mi?  Aslında geleneksel Yunan diyetinin, bildiğimiz Akdeniz diyetinin temeli olduğunu söyleyebiliriz. Beslenme yaklaşımlarıyla ilgili yapılan araştırmalar, bu diyetin aynı zamanda obezite, kanser, kalp ve diğer ana hastalık risklerini de azalttığını gösteriyor.  1940’larda, beslenme bilimcisi Ancel Keys, “Yedi Ülke Çalışmas...

Alkol ve Sigara Kanser Riskini Ne Kadar Etkiliyor ?

Yapılan araştırmalar sonucunda alkol ve sigaranın kanser riskini artırdığı defalarca ortaya çıktı. Alkolün bir kadehi bile kansere yakalanma riskinizi artırıyor. Bu tehlikeden kaçınmak için alkol ve sigaradan uzak durun. Uzmanlar, alkol kullanan ve sıklıkla sigara içen orta-ileri yaş erkeklerde görülen gırtlak kanserinin; ses kısıklığı, yutmada güçlük ile nefes darlığı gibi yakınmalarla kendini gösterebileceğini belirtti. Bu belirtilerden herhangi biri ortaya çıktığında vakit kaybetmeden mutlaka doktora başvurulmalı diyen uzmanlar, böylece hastalığın erken teşhis edilmesini sağlayarak tedavi şansının artırılabileceğini vurguladı. Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Köybaşıoğlu, ses kısıklığı ve gırtlak kanseri ilişkisi hakkında bilgi verdi. Sigara ve alkolün kanser riskini 10 kat artırdığını söyleyen Prof. Köybaşıoğlu, "Kanser oluşumunda bilinen en önemli etken sigaradır. Sigara kullananlarda kansere yakalanma riski, içmeyenlere göre 4-5 kat ...

Yemeğin yanında ekmek tercih edenler daha kolay kilo veriyor !

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, yemeğin yanında börek, pilav, makarna yerine ekmek tercih edenlerin daha kolay kilo verdiklerini söyledi.  Diyet yapan kişiler genellikle ekmek yemekten çekiniyor. Ancak  İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya’ya göre, son yıllarda yapılan birçok araştırma bu bilginin yanlış olduğunu gösteriyor. Ekmeği tamamen kesmenin en büyük diyet hatası olduğunu belirten Dr. Kaya,”Yemeğin yanında pilav, makarna, börek yerine ekmek tercih edenler daha iyi ve daha nitelikli kilo kaybı sağlıyor” diyor. Kilo kontrolü için beyaz ekmek yerine tam tahıllı, ruşeymli veya çavdarlı esmer ekmeklerin tercih edilmesini öneren Dr. Kaya, esmer ekmeğin yararları konusunda şunları söylüyor: Zayıflamaya çok yardımcıdır . Çiğnemesi beyaz ekmeğe göre daha zordur, çiğneme duygusunu tatmin edeceği için daha az yemeye neden olur. Esmer ekmek çiğneme sürecinde de leptin hormonu görevini tam yapar. Nöropeptid Y düzeyini azaltır. Bu yolla da iştahı baskılar. Posa bakım...